Amerika’da Içki Yasağı: Neden Getirildi? Sonuçları Ne Oldu?

1920 ile 1933 yılları arasında Amerika’da alkollü içeceklerin üretilmesi, satılması ve taşınması yasaklandı. ‘İçki yasağı’ (prohibition), Amerikan tarihinin oldukça ilginç bir döneminin başlangıcıydı.

Alkollü içeceklere yasak getirilmesi konusundaki tartışmalar, 1830 yılında başladı. Alkol kullanımı o dönemlerde genellikle yoksullukla ve delilik gibi sosyal hastalıklarla ilişkilendiriliyordu. 1850’lerden itibaren ‘içki yasağı’ (prohibition), İrlanda ve Almanya’dan gelen göçmenlere odaklandı. Başlarda alkollü içkilerin tüketilmesinin yasaklanması gündemde değildi. Ancak 19. yüzyılın sonlarında, yerel ve eyalet düzeyinde yasaklar başladı. Bu yasaklar özellikle güneydeki kırsal bölgelerde ve batı eyaletlerinde başarılı oldu, ancak kentlerde içki yasakları etkili olamadı.

Ancak yasaklar orta sınıf tarafından destekleniyordu. Hükümet ise, içki üreticilerinin şehirlerdeki ve eyaletlerdeki yozlaşmış politikalarla olan bağlantılarını açığa çıkarmayı amaçlıyordu.

Kongre, 1918 yılında alkollü içeceklerin üretimini, taşınmasını ve satılmasını yasaklayan 18. Yasa Değişikliğini kabul etti.

Bölüm 1: Sarhoş edici içkilerin Amerika’da ve yargı yetkisine tabi tüm bölgelerde üretimi, satışı veya taşınması, bunların Amerika’ya ithalatı veya ihracatı yasaktır.

Bölüm 2: Kongre ve çeşitli eyalet yönetimleri, bu maddeyi uygun mevzuatla uygulama konusunda eşit yetkiye sahip olacaktır.

Bölüm 3: Bu madde, Kongre tarafından eyaletlere sunulduğu tarihten itibaren yedi yıl içinde, eyaletlerin yasama meclisleri tarafından Anayasa değişikliği olarak onaylanmadığı sürece geçersiz olacaktır.’

Dönemin Amerikan Başkanı Herbert Hoover, içki yasağını ‘asil bir deney’ olarak gördüklerini belirtmişti. Ancak zaman içinde özellikle kaçakçılıkla mücadele çok zorlaştı ve hükümet bu ‘asil deneyi’ sonlandırmak durumunda kaldı. Özellikle içki kaçakçılığı yapan küçük çeteler hem ekonomik hem de sosyal açıdan güçlendi. Bu çeteler bir anlamda içki yasağı sayesinde büyüdüler.

Kaçakçılık yapan çetelerin güç kazanması, gangsterleri ortaya çıkardı. Belki de Amerikan tarihinin en ünlü gangsteri olan Al Capone, içki yasağı ortamında alkollü içki kaçakçılığı yaparak yılda tam 60 milyon dolar kazanıyordu.

Alkol Yasağı Nasıl Bitirildi?

Alkol yasağı (prohibition) döneminde, kaçak içkinin fiyatı oldukça yüksekti. Bu da işçi sınıfının orta ve üst sınıfa göre daha fazla kısıtlanması anlamına geliyordu. Üstüne kolluk kuvvetlerinin ve cezaevlerinin artan maliyetleri de eklenince, 1920’lerin sonunda içki yasağı olan toplumdaki desteğini kaybetti. Yasağın hiç hesaba katılmamış başka sonuçları da vardı: Bazı restoranlar, içki satışlarından kar elde edemedikleri için kapılarını kapattı. Kaçak içki rekoru kırıldı ve insanlar bu yüzden ölmeye başladı. İçkilerden gelen vergiyle yollar ve okullar gibi kamu yararlarını finanse eden eyaletler zorluk yaşamaya başladı.

1932’de Büyük Buhran geldi. Başkan Roosevelt, o sene adaylığını koyduğunda vaatlerinden biri bu yasağı sonlandırmaktı. Bu vaadi sayesinde de dönemin başkanı Hoover’a karşı zafer kazandı. Kongre, 1933 yılında 18. Değişikliği yürürlükten kaldıran 21. Değişikliği kabul etti. Bazı eyaletler içki yasağı (prohibition) ülke genelinde sonlandırıldıktan sonra da yasağı devam ettirdi. Ancak 1966 yılına gelindiğinde, Amerika’da bu yasağı uygulayan bir eyalet kalmamıştı.

Kaynak: Library of Congress, Britannica

Bu gönderiyi paylaşın:

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Email